karakter etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
karakter etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster



Sacha Baron Cohen'in Ali G şovunda ara skeçlerde borat ile beraber kullandığı karakterdir kendisi. Avusturyalı gey bir spiker olan Bruno, ali g ve borat'tan alışık olduğumuz şekilde yine insanlarla dalga geçmekte. Yer yer kullandığı almanca kelimeler ile de yaran ve yönelttiği bir takım sorular ile dehşete düşüren bir karakter. Sanırsam filmini çekiyorlar ve çekecekler. Sabırsızlıkla beklemekteyim.şimdi skeçlerden bir kaç alıntı ile bitireyim kopi peyst değil alın teri.

How do you deal with that awkward situation of somebody in a wheelchair coming and you want to push them away but you don't want to create a scene? How do you turn them away? Do you ignore them or wheel them away?
Burt Reynolds, keep him in the ghetto or train to Auschwitz?
Liza Minnelli, do you wish her a benign tumor or a malignant tumor?
A lot of the style gurus in Austria are saying like Osama Bin Laden is thee best dressed guy, do you think so?
Look at the evil people in the world, Saddam Hussein, Hitler, Stalin what do they all have in common? Moustaches!
Is it a coincidence that all the good people have long hair, like Jesus, and like hippies and you know Rod Stewart.

daha önce görülen, bilinen bir kimse veya şeyle karşılaşıldığında, bunun kim veya ne olduğunu hatırlamak, bilip ayırmak, seçmek, ayırt etmek. evet tanımak fiilinin anlamı bu, peki karşımızdaki insanları gerçekten tanıyabiliyor muyuz ? ön yargıların esiri olan o insanları tanımak için ne kadar çaba harcıyoruz ? "to know you is to love you" sözü ne kadar doğru mesela ? Misal, kızgın olduğunuz birgün arkadaşınızın yanındaki insanlarla kurduğunuz iletişimde pek verimli olmadınız. O insanların gözünde "gıcık, uyuz, itici" biri olduğunun farkına bile varmayabilirsiniz. Sonraki görüşmenizde sıcak davranışlarınızın karşısında soğuk bir insan bulup şaşırabilirsiniz. Herkese kendinizi tanıtma gibi bir lüksünüz yoktur, gerçi en yakınınızdaki insan bile sizi tanıyamazken başkalarını düşünmek okyanusu yüzerek aşmaya benzemekte. Kendinizi tanıtma girişimleriniz genelde yapmacık bulunur yani biri bana gelipte kendini anlatmaya çalışsa pek sözlerine itibar etmem çünkü karşınızdaki insanı siz tanımak istersiniz, kendiniz çözümlemek istersiniz. Peki buna yeteri kadar çaba sarf eder misiniz ? İşte bu kısım muallakta kalmaktadır nice zamanlarda. Bir de oyun oynayanlar var ki; aslını inkar edenler. Kendini olduğundan farklı göstermeye çabalamak, olmadığı birini oynamak, hayalindeki kişi olma gayreti. Heleki seyirciyi bulmuş iken Oscarlık performans gösterme girişimleri. Herkes kimi zaman kendine bu kılıfları giydiriyordur, ama önemli olan üstüne yapışıp kendi karakterinizin önüne geçirmemenizdir. Juliet'in Romeosu, Metropolis'in Superman'i, Afrika ormanlarının Tarzan'ı olmak sizinde hakkınız tabi ki.

Müritler


 

Bu adreste yazılan bütün yazılar yazan kişiye aittir.Çalan, izintisiz alıntı yapan hakkında işlemler yapılacaktır.Yapıcaksan da haber ver.
Sayfanın bu kısmını okuduğuna inanamıyorum, git daha makul işler ile ilgilen.