yine boğucu istanbul günlerinden bir gün kadıköy'e doğru otobüs yolculuğu yapmaya karar verdim , minibüslerin sık sık durması ve sinir bozucu kornalarını otobüse tercih etmiştim.Neyse otobüse binmiş gidiyordum , belediyeciliği sadece kavşak yapmaktan ibaret sanan büyük şehir belediyesinin yapıma başladığı bir kavşakta trafikte sıkışıp kaldık otobüs halkı olarak.Yakıcı güneş otobüsün sol tarafındakileri felç ediyordu ki ileriyi gören biri olarak otobüsün sağ tarafına oturmuştum.Dışarıyı izlemeye dalmışım derken yan tarafta duran arabadaki adama takıldı gözüm.İlk başta ne yaptığını çözemedim biraz dikkatli bakmaya zorladım kendimi ve plesantayı yırtmaya çalışan bir yavru gibi , burnunu karıştırıyordu.Azimli mücadelenin sonunda sümüğü çıkarmış , buruktan çıkan sümükten hemen sonra yaşanan o boşluğu yaşıyordu.Acaba ne yapmalıydı? , araba koltuğunun altına mı sürmeli? , yoksa camdan dışarıya parmak hamlesi ile fırlatması mı gerekiyordu? adamın yerine bu düşüncelere dalmış ne yapmaya çalıştığını kestirmeye çalışır iken inanılmaz bir hamle ile burundan çıkan tatağı ağzına attı.Ne gibi garip bir ruh hali içindeydi bilinmez , neden öyle bir hareket yaptığıda irdelenemez bence asıl sorun onu bu davranışa iten zincirleme reaksiyonlardı.Çevre kirliliğinin yarattığı sera etkini nedeniyle kavrulan hava , kavşak yapmayı bir bok sanan belediye , toplu taşımaya gerekilen önemim verilmeyip herkesin araba ile yolculuk etmesi vs... hoş o adamı ben o toplu taşıma aracında görmek istemezdim.İşin en komik yanı ise olaya karşı vermiş olduğum tepki idi sanırsam otobüsün kavşaktan dönerken günein sol taraftan sağ tarafa geçmesi sebebiyle beynimde meydana gelen buharlaşmanın neticelerinden biriydi verdiğim tepki.Şimdi tepki kısmını bu kadar uzatmam ile verdiğim tepkiye olan ilgiyi maksimum düzeye çektikten sonra ,açıklıyorum ; "acaba msn'e koymak için fotoğraf mı çekseydim?".

tarihler 23 mayıs 2007'i gösterirken bugun tsi ile 21:45te başlayacak olan liverpool-milan maçı öncesinde bu yazıyı yazma ihtiyacı duydum.Futbolla ilgiliyimdir , takım tutarım ama fanatik değilimdir ki burası ayrı bir yazı konusu olmalıdır.

Liverpool , echo and bunnymen ve beatles'in çıktığı yer."KOP" adını verdikleri ingiliz liman işçilerinin takımı.You'll never walk alone ile efsaneleşen bir klüp.

şimdi giriş kısmına bir son verdiğimize göre artık olayın ana kısmına geçebiliriz önemli olan kısıma.Robbie Fowler , ronaldinho , c.ronaldo , messi gibi cambazların f.torres , adriano , ibrahimovic gibi gol makinalarının olduğu günümüz futbol dünyasında ismi bu ünlü isimler kadar telafuz edilen biri değildir.Endüstriyelleşmenin getirdiği etkilerin futboluda mekanik hale getirdiği günümüzde , makine ruhlu bir futbolcu değil de insanı duygularını kaybetmemiş ,futbolu futbol yapan bir isimdir kendisi.Yaşayan bir efsanedir.

Bundan yıllar sonra futboluyla değil de penaltı değil diye itiraz edip karar değişmeyince bilerek kaçırdığı penaltıya devam edip vuran arkadaşına attığı bakışı , gol attıktan sonra içine giydiği KOP işçilerine destek verin tişörtü gibi davranışlarıyla hatırlanacaktır.Hoş kendisi arsenale 4 dk içinde 3 golde atmıştır.

neden mi bu yazıyı yazma ihtiyacı duydum ? delicesine sevdiği liverpool kendisine yine kazık atmıştır , sözleşmesi uzatılmayacakmış.

FOWLER IS GOD







Powered by ScribeFire.

Akşam çok şahane bir grup sahneye çıkacaktır , çok önceden biletinizi alıp ortamda reklamını yapmışsınızdır falan filan. Konser zamanı gelir , kapının önünde alkolünüzü alırsınız zira içeride fahiş fiyatlara satıyorlardır.İçeri girmeden bir kızla gözgöze gelirsiniz kesişmeye başlarsınız , neyse o sırada kapılar açılır bir izdiham yaşanır neyse en sonunda içeri girmişsinizdir , biraz esneklik birazda güç kullanarak önlere doğru ilerlersiniz derken o kapının önünde gördüğünüz kızla yanyana gelmişsinizdir.Başlarsınız konuşmaya ne kadar muthiş bir insan olduğunuzu ballandıra ballandıra anlatırsınız aniden grup sahneye çıkar , müzik girer , herkes dans etmeye başlar (konser veren grubun türüne göre değişir) , ve solist elinde mikrofon şarkıyı söylemeye başlar.Ama o da ne?! sözleri bilmiyorsunuz , yanınızadaki kız ise çatır çutur eşlik ediyor tam o sırada birkaç kelime kapmaya çalışırsınız , tam o sırada kız size bakar ve kafanızı sallayıp gözlerinizi kısarak o sırada duyduğunuz bir iki kelimeyi söylersiniz.nakarat kısmınıda kaparsınız ilk şarkı tehlikesi geçiştirilmiştir ya sonrası ?

insanlar genelde sevdikleri şarkıların sözlerini ezberlerler çünkü eşlik ettikleri zaman şarkı ile bütünleştiklerini hissederler gibi bir takım olaylar yaşarlar içten içe.Küçükken özentilikten ezberlerdim şarkıları konserlere gidip avazım çıktığı kadar bağırırdım , bok vardı sanki bard songu ezberleyecek bak japonlara 500,000 kişi mırın kırın şeklinde söylediler albümlerine koydular herifler. neyse efenim yazının anafikrini çıkaracak kadar zeki olduğunuzu varsayıp yazımı burada noktalıyorum.





Powered by ScribeFire.

god of war 2 ile başlıyalım sözümüze ; ilk oyunu oynayanlar bilir pileysiteyşının en efsane oyunlarından biridir kendisi.Grafik olarak , dövüş teknikleri cart curt olarak gerçekten aşmıştır.Şimdi bu oyunun 2.cisi çıkarmışlar.
çıktığı ilk gün 6 farklı yeri dolaşıp , ilk başta demosunu aldım sonra demoyu verip başka bir yerden çift katmanlı dvdsini aldım amma velakin benim slim ps2 açmıyormuş bu dvdleri , başka bir yerden sıkıştırılmış versiyonunu bulduktan sonra oynamaya başladım.3 gün oynadıktan sonra arkadaşıma verdim ps2yi. arada bir geri alıp bitirmeye çalışıyorum ama bu çocuklar yüzünden ps2yi oynayamıyorum lanet olsun hepsine.
ps2siz bu süreçte warblade adlı oyun ile pcde sinirlenip klavye tuşlarını ısırıyorum. sinir bozucu bir oyun sakın oynamayın yada ben çok beceriksiz kalıyorum.
online oyun furyasında ise popomundoda şansımı deniyorum.güzel bir oyun tavsiye ederim.
arada sırada ise pipimle de oynuyorum.

renegade soundwave : kıyıda köşe de kalmış elektronik gruplarından biridir. howyoudoin adlı albümüne özellikle elektronik müzik ile çok ilgiliyim diyorsanız bakmanızda yarar görüyorum ama bu benim çok ilgili biri olduğumu göstermez , kendi hakkımdaki bu gereksiz bilgiden sonra sizlerden bu gruba bir şans vermenizi isteyeceğim.pişman olursanız kota aşım ücretinizi ben vericem.

cocteau twins : 80lerin başında çıkıp 90ların sonuna kadar gelen ilk başlarda robin guthrie, will heggie ve elizabeth frase tarafından oluşan daha sonra guthrie'nin ayrılmasıyla gruba simon raymonde katılır. geçmişi hakkında daha fazla bilgi almak isteyen arkadaşlarımızı internet denizinde ellerinde bir zıpkın ile rahat bırakıp , grubumuz hakkında konuşmaya başlayabiliriz. treasure gibi güzide bir albümleri var , amma velakin yeni başlayacak olanlara heaven or las vegas'i tavsiye ederim.

the moody blues : hak ettikleri ilgiyi hiç bir zaman görmemiş ve çok aşmış amcalardan oluşan bir gruptur kendileri. nights in white satin ile anılırlar genelde , fekat sürüsüne bereket güzel eserleri vardır.

Müritler


 

Bu adreste yazılan bütün yazılar yazan kişiye aittir.Çalan, izintisiz alıntı yapan hakkında işlemler yapılacaktır.Yapıcaksan da haber ver.
Sayfanın bu kısmını okuduğuna inanamıyorum, git daha makul işler ile ilgilen.