Malumunuz zorunlu stajıma başlayalı 1 ay oldu. Sanal alemde bu sayfaya uğramayalı da bayağı olmuş. Neyse askerden izne gelmiş bir birey gibi heyecan içinde size yaşadığım servis tecrübülerini yansıtmaya sabırsızlanıyorum. Büyük kurumsal şirketlerdeki örnek olarak Arçelik'i verelim, çalışanları belirli yerlerden alıp işyerine getirme gayesi içinde işleyen çok yalın bir sistem bu servis denilen servis. Karga daha götünün ucundaki boku sıçmamış iken yatağınızdan ayrılıp, giyinmek, kahvaltı yapmak, opsiyonel olarak kişisel hijyeni sağlamak gibi rutinlerden sonra hızlı adımlar ile servisin sizi alıcağı bölgeye doğru harekete geçersiniz. Bu sırada bünyeniz henüz üzerindeki o mallığı atamadığından servise binene kadar hayal dünyasında gibi yaşarsınız. Arabayı gördükten hemen sonra kalan son enerjinizide herkesten önce boş bir ikili koltuğa oturmak için kullanırsınız. Kimi zaman ise birisinin yanında oturmaya mecbur bırakılırsınız. İşte bu tam bir kabustur çünkü servise binmek için hızlı hareket eden siz, oturduğunuz anda terlemeye başlayacaksınız yanınızdaki ile olan tensel temasın yarattığı sıcaklıkta belli bir seviyeye geldikten sonra vücudunuzda ıslanmayan tek bir yeriniz kalmayacaktır bu durum yanınızda ikamet eden kişinin sizin hakkınızda değişik düşüncelere itmeye yetecektir.
Servise binildikten sonra terlemeden sonra gerçekleşecek olay ise genellikle uyku kısmı olucaktır. Zevkinize göre ister yanınızda taşıdığını içi boş walkman ile uykuya dalar veya yanınızda oturan kızlara hava atmak için getirdiğiniz "adam fawer - olasılıksız" kitabını okur gibi yapıcaksınız. Kişisel tercihim beyaz renkli kulaklık ve ucuz bir aypod çakması mp3 playerdır. Yavaş yavaş göz kapaklarınız düşerken servisin havalandırmasının açılması ile birlikte rüya alemlerinin kapılarına dayanacaksınız ama o kapıdan içeri girmeye genelde fırsat bulamazsınız.
Serviste uyumanın dezavantajlarına gelicek olursak, öncelik ile istemsiz otonom hareketlerde bulunmaktır. O kısa çekim rüyalarınızda gördüğünüz şeylerden hemen sonra "mını sikim" şeklinde uyanmaya neden açmaktadır.
Uyurken başınızı koyucak sağlam bir yer bulamanın da verdiği o saçma sallanma hareketleride ayrı bir derttir. Tam kafayı önünzdeki yemek sehpasına vuracak iken geriye doğru uyanıp "ha ne uyumuyorum ya ben" edaları ile etrafa bakmak hemen akabinde olayı bir döngüye sokup taa ki kafayı vurup bayılana kadar veya işyerine gelene kadar devam eden bir aktivite olur.
Yanınızda dünyalar güzel bir kız oturur, cam kenarında olmanın verdiği avantaj ile kızı camdan kesmeye başlarsınız. Sonra yolda birşey dikkatinizi çeker, hemen ardından yine kıza bakmak için dönersiniz ama o da ne! Kızcağız çoktan uykuya dalmıştır bile. O dünyalar güzeli kız kafasını sizin omzunuza yaslamış huzurlu rüyalar görmeye başlamıştır bile. Siz ise hemen etrafa bakıp ulan bakan biri var mı dedikten hemen sonra sanki kız arkadaşınızmış gibi omuz hareketleri ile kızın kafasını iyice kafanıza yaklaştırmaya çalışırsınız. Ama o sırada kulağınıza "hığğhhh" diye dışa doğru verilen bir ses gelir, hemen akabinde "hiiğğğppt" gibi içe doğru çekilen içinde sıvı bulunduran sesi duyarsınız ve ta tam ! O karizması ile sizi bozguna uğratmış, güzelliği ile aklınızı başınızdan almış, kalbiniz yerinden çıkmasına sebeb vericek şekilde kafasını size yaslayan o kız, ağzı açık bir şekilde üstelik yanağından akan salyaların omuzunuzdan kol altına doğru aktığını görürsünüz. Ağzın açık uymasının verdiği sakatlığına böyle değindikten sonra genelde erkeklerin yüzleştiği sabah ereksiyonundan da bahsetmeden olmaz diyorum. Şu staj dönemi boyunca başıma gelmemiş olsa da, olabilicek en sakat eylemlerden biridir. Kamufle edicek bir çantanız yoksa ufak tefek vücut hareketleri ile durumu kontrol altına almaya çalışmalıi o hareketlerde yeterli olmuyorsa bu sefer el yordamı ile tehlike savuşturmalıdır. Yoksa servisin durduğu an siz inmek isterken sizi bir hiçe sayıp inmemeye diretmiş olan uzuvunuzla çok sıkıntı yaşayabilirsiniz.
Bunca sorunun arasında korunulması ve savunulması en kolay şey osurmaktır. Sesli osurup yerinizi belli etmedikten sonra bir sıkıntı yok. Sessiz osuruk koksun yada kokmasın servisi etkisi altına alır. Herkes yan yan birbirine bakar ulan acaba o mu osurdu yoksa beni mi osurdu sanıyor ? diye paranoya yapmaya başlar, sırf bu bakışları ve o paranoya ortamını oluşturmak için osurmaya değer.
yine boğucu istanbul günlerinden bir gün kadıköy'e doğru otobüs yolculuğu yapmaya karar verdim , minibüslerin sık sık durması ve sinir bozucu kornalarını otobüse tercih etmiştim.Neyse otobüse binmiş gidiyordum , belediyeciliği sadece kavşak yapmaktan ibaret sanan büyük şehir belediyesinin yapıma başladığı bir kavşakta trafikte sıkışıp kaldık otobüs halkı olarak.Yakıcı güneş otobüsün sol tarafındakileri felç ediyordu ki ileriyi gören biri olarak otobüsün sağ tarafına oturmuştum.Dışarıyı izlemeye dalmışım derken yan tarafta duran arabadaki adama takıldı gözüm.İlk başta ne yaptığını çözemedim biraz dikkatli bakmaya zorladım kendimi ve plesantayı yırtmaya çalışan bir yavru gibi , burnunu karıştırıyordu.Azimli mücadelenin sonunda sümüğü çıkarmış , buruktan çıkan sümükten hemen sonra yaşanan o boşluğu yaşıyordu.Acaba ne yapmalıydı? , araba koltuğunun altına mı sürmeli? , yoksa camdan dışarıya parmak hamlesi ile fırlatması mı gerekiyordu? adamın yerine bu düşüncelere dalmış ne yapmaya çalıştığını kestirmeye çalışır iken inanılmaz bir hamle ile burundan çıkan tatağı ağzına attı.Ne gibi garip bir ruh hali içindeydi bilinmez , neden öyle bir hareket yaptığıda irdelenemez bence asıl sorun onu bu davranışa iten zincirleme reaksiyonlardı.Çevre kirliliğinin yarattığı sera etkini nedeniyle kavrulan hava , kavşak yapmayı bir bok sanan belediye , toplu taşımaya gerekilen önemim verilmeyip herkesin araba ile yolculuk etmesi vs... hoş o adamı ben o toplu taşıma aracında görmek istemezdim.İşin en komik yanı ise olaya karşı vermiş olduğum tepki idi sanırsam otobüsün kavşaktan dönerken günein sol taraftan sağ tarafa geçmesi sebebiyle beynimde meydana gelen buharlaşmanın neticelerinden biriydi verdiğim tepki.Şimdi tepki kısmını bu kadar uzatmam ile verdiğim tepkiye olan ilgiyi maksimum düzeye çektikten sonra ,açıklıyorum ; "acaba msn'e koymak için fotoğraf mı çekseydim?".
Etiketler: sümük